İstanbul denildiğinde akla ticaret, alışveriş ve elbette kazanç gelir. Ancak Asya ile Avrupa arasındaki İpek Yolu’nun önemli bir parçası olan şehir, bugünlerde yepyeni bir kimliğe ev sahipliği yapıyor. Geçmişte baharatların kokusunu Avrupa’yla tanıştıran şehir, artık Şişli’deki gökdelenleri, Acıbadem’deki alışveriş merkezleri ve elbette 2012 yılından bu yana ev sahipliği yaptığı Mercedes Benz Moda Haftası’yla dikkat çekiyor.

Buna rağmen İstanbul’un moda çevresi, dünyanın diğer büyük şehirleriyle karşılaştırıldığında pek de fazla tanınmıyor. Mesela Google’da Berlin’i, Londra’yı, Stockholm’ü, New York’u ya da Roma’yı arattığınızda, karşınıza anında köklü bir sokak modası geleneği ve bu geleneği yansıtan blogger’lar çıkar. Peki ya İstanbul’un tarzı? Sahi, kimdir bu sokaklardaki insanlar?

Backyardmoda, odağına İstanbul’u alan ve Instagram üzerinden takip edilebilen yeni bir sokak modası blog’u. En önemli özelliklerinden biriyse, şehrin farklı noktalarındaki insanların ve dolayısıyla şehrin modasını yansıtan ilk blog olması. Bilirsiniz, her sokağın kendine ait bir havası, her semtin kendine has özellikleri vardır. Ve bu farklı karakterlerin kaynağı, sokakların ya da semtlerin kendisi değil, yaşamlarını orada sürdüren kişilerdir.

Backyardmoda, işte bu insanları ve onların tarzlarını, fotoğraflar üzerinden ülkenin yeni, genç ve yaratıcı neslinin hikayelerini anlatıyor. Bu çalışmayı, kendine has bir sanat ve moda anlayışına sahip şehre yönelik bir ilan-ı aşk girişimi olarak da görmek mümkün.

Üstelik Emily ve Jane, bu görsel yolculukta bizi İstanbul’un gözde semtlerinden Çukurcuma’daki ikinci el ve tasarım mağazaların, kafelere ve barlara kadar götürüyor. Buralarda kahve eşliğinde flört eden Erasmus öğrencilerine rastlıyoruz. Bazen şehrin ruhunu iyice anlayabilmemiz için, bizi sokak sanatçıları ve müzisyenlerle buluşturuyorlar. Bazense Galata’nın ara sokaklarındaki sanat galerilerini ziyaret ediyor, Nişantaşı veya Pera’daki restoranların sunduğu lezzetleri keşfediyor ya da yeni açılan tasarım, takı ve ayakkabı mağazalarını geziyorlar. Elbette fotoğraf makinalarıyla birlikte… Çünkü gözleri, her daim bu aktiviteleri seven ve mümkün kılan kişilerin üzerinde.

Elbette, bu yolculukta Kadıköy’de önemli bir yer tutuyor. Şehir seslerinin martıların çığlıklarına karıştığı semte vapurla giderken saçlarımız rüzgarda uçuşuyor; semte vardığımızdaysa karşımıza bambaşka bir dünya çıkıyor. Çünkü şehrin bu özel noktası, hipster’lar, Rock’n’Roll kültürü, Bomonti birası ve Barlar Sokağı’ndaki Arkaoda arasındaki etkileşim sayesinde kendine has bir karaktere sahip.

Dahası, Backyardmoda’nın Kadıköy’ünde bizi barlar, ev partileri, genç tasarımcıların sevimli grafikleriyle bezeli keçi derisinden yapılmış not defterleri, retro güneş gözlükleri ve el yapımı tütün tabakaları, modern galeriler, sergiler karşılıyor.

Backyardmoda’nın fotoğrafçıları, Jane Katharina di Renzo ve Emily Mahringer. İkinci vatanları olarak gördükleri İstanbul’a taşınmadan önce, Berlin’de yaşıyorlardı. Şimdiyse Backyardmoda için İstanbul’un sakinlerini, sokaklarını, sanat camiasını; yani bir nevi şehrin arka bahçesini gözler önüne seriyorlar. Bizler ise onların görüntüledikleri kişiler ve stiller üzerinden şehrin yeni ve farklı bir portresiyle yüzleşme şansını yakalıyoruz.

Backyardmoda’yı Instagram’da takip edebilirsiniz.

Fotoğraflar & metin: Emily Mahringer, Jane Katharina Di Renzo 
Çeviri: Ceyda Arı
Editör: Artanç Savaş